17 Haziran 2010 Perşembe

duy feryadımı


Zaman benim yorgun beynimi düşündürdüğünde
Olmayışın beni çıkmazlara sokuyor
tek başıma
İçime gömdüğüm bu hasret kahreder durur beni
Kalbimin sesini dinlediğimde buğuk bin-bir ses
Sabahladığım karanlık geceler beni çoğu kez korkutuyor
Yalanım yok sana sözüm var, sevgimize
Üşüyorum, ağlıyorum yorgunum uzun gecelerin sabahında
Şuurumu yitirmedim fakat az kalsın sensizliğini bitiyordum
Yürüyüşler tesellisiz, umutlarım kırık gözlerim ağlamaklı
Yüreğim muhtaç sevgine, seninle olmağa ne yalan
Evet yalan sensizlik mutsuz kılıyor bu şahsımı
Zevkler alınmaz oldu yaşantımdan, yaralarım kanıyor
Durdurmak istiyorum sensiz dönen dünyamı
Dağlar duydu feryadımı, karlar eriyor isyanıma
Bir de beni sen anlasan, anlasan da geri dönsen
Dönsen de hayata bir merhaba desem yaşasam
Seni görüp de mutlu olsam
Ölsem de seninle ölsem
dön artık kurban olduğum duy feryadımı...

16 Haziran 2010 Çarşamba

REGAİB KANDİLİ mubarek olsun..


ALLAH'IM SEVDİKLERİMİ VE SANA TÜM İNANLARI SEN KORU..TÜM SIKINTILARIMIZI HAYRA DÖNÜŞTÜR...SEN HERŞEYE GÜCÜ YETENSİN, SEN BİZLERİ, SENİN YOLUNDA DOSTDOĞRU YÜRÜMEYİ NASİP ET..SEN KALPLERİMİZİ NURUNLA AYDINLAT..SEN BİZİ YALNIZ BIRAKMA...BİZİ KİMSEYE MUHTAÇ ETMEE..BOYNUMUZU SENDEN BAŞKASINA EĞDİRME..SEN BİZ ACİZ KULLARINA YARDIM EYLE..TÜM DUALARI KABUL EYLE..GÖNÜLLERDEKİ SIKINTILAR YERİNE SEVGİLER İHSAN EYLE..SEN BİZLERİ AFFEYLE...AMİNNNNN..
Bu mumarek geceyi taşıyabilmeyi kelime itibarıylada rabbimize yaklaşabilmeyi onun engin rahmetinden bereketinden nasiplenebilmeyi rabbim cümlemize nasip etsin tüm islam aleminin REGAİB KANDİLİ mubarek olsun(AMİN)

14 Haziran 2010 Pazartesi

Yalnızlık Ne Zaman Dokunur İnsana…



* Akşam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an...


* Hastalandığınızda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya bırakıp hakkını helal et diyorsanız yalnızlığı iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.


* Arkadaşlarla olmak varken, yalnız başına bilgisayarın başında olduğun an


* İçeriden nefis yemek kokularının gelmediği, hoş geldin oğlum / kızım / sevgilim / arkadaşım şeklinde karşılanmadığın bir eve adim attığında.


* Yolda hiçbir yere yetişme gereği olmadan yürürken, birden yavaş yavaş yağmur baslar. kişi alışkanlık olarak adımlarını hızlandırır. sonra hatırlar ki nasılsa görecek, seni umursayan, sırılsıklam olmuş olmana üzülecek, seni seven biri yok. adımları tekrar yavaşlatır, evine yalnız başına aksam yemeğini yemek üzere en uzun yoldan dönerken.


* Gözlerinizden yaş düşerken kendi mendilinizi kendiniz aldığınız an.


* Etrafınızı deli gibi dağıtmanıza rağmen kimselerin size laf söylemediği, kimselerin o dağınıklarınızı toplamadığı anlar. dağınık olmak hoş ama, bu noktada anlaşılan yalnızlık en az o eşyalar kadar dağıtır, toparlanamaz hale getirir insani.


* Sevdiğin şarkıyı senin kadar sevebilecek hiç kimsenin yanında olmadığı an.


* Diğerlerinden olmadığın, biraz daha farklı olduğun için arkadaşlarının seni terk ettiğini anladığın anlar...


* Evde şaşkın bir vaziyette salya sümük ağlarken uzun uzun kimi arasam diye düşündüğünüz ve isteğiniz gibi bir isim bulamadığınız zamanlar


* İş dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında. hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulean evim, nasıl geçti günün beyav" dediğinizde. evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle la, müzikle, mutfak penceresiyle, yüksek sesle konuştuğunuzda.


* Gece çok geç olmuş sanıp yatarken saatin daha 12 bile olmadığı anlaşılan ve kendi kendine gülerek "tavuk gibi erken mi yatacaksın" denilen an.


* Elektriklerin kesildiği gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar olduğundan minderle ya da kolonya şişesi ile konuşulan anlardır.


* Bir bayram sabahı, ailece yaşayan karşı komşunuzun sizin yalnızlığınıza çare olsun diye istersen gel beraber kahvaltı yapalım çağrısını duyduğunuz an


* Hastayken, nane-limon yapacak, ateşinize bakacak, üzerinizi örtecek ve şefkat gösterecek kimsenin olmadığı anlar.


* Heves edip aldığınız tüm yiyeceklerin en küçük boy olmalarına rağmen bitmeden bayatlayıp atıldığı anlardır. yiyeceği çöpe dökerken başınızı kaldırıp gözlerinizi kısıp, dersiniz: işte bu an o an, anladım..


* Bir elinde sigara , kucağındaki hemstıira bakıp gülümsediğin anlardır. hatta "hemstırda birazdan sigara dumanından rahatsız olup kaçacak" diye düşündüğün anlardır.


* Evde yaptığınız yemeği tek başına yerken, masaya oturduğunda bir kaç saniyelik sessizliğin olduğu an. sonradan televizyonu açmak zorunda kalabilir insan, sırf yalnızlık hissi veren bu sessizliği bozmak için..


* Evinizde müzik dinlerken sevdiğiniz bir şarkinin çıktığı bir anda, gaza gelip bağıra bağıra şarkıyı söylediğiniz ve iğrenç sesiniz yüzünden kimseden fırça yemeyeceğinizi anlayıp kedere boğulduğunuz andır.


* Güzel bir yemek yaparsın tek başına yerken halıya bir parça dökülür eğilip sorarsın "nasıl güzel olmuş mu?" işte yalnızlığını anladığın an o andır.


* Televizyondaki spiker sunumunu bitirip iyi akşamlar dediğinde "sanada" diye karşılık verme ihtiyacı duyduğun an.


* Yılbaşı akşamı eve gelirken sokaklardaki neşeli kalabalığı izlemek sonrasında boş evde yapacak bir şey bulamamak . ..


Gecenin bir zamanı evine gelince

Kilitte duyuyorsan anahtarın sesini

Anla ki yalnızsın...


Elektrik düğmesini çevirince

Çıt diye bir ses duyuyorsan

Anla ki yalnızsın...

13 Haziran 2010 Pazar

AYDIN'DA DÜĞÜN VE KEŞKEK




Türkiye'nin en batısında yer alan illerden Aydın'da gelinlik kızlar ve sünnet çocukları bu mutlu günlerinde lüks otomobillerin olmadığı zamanlarda ata binelerdi. şimdide nostalji olsun diye kullananlar yokda değil. Gelinlik kızların ve sünnet çocuklarının bu tercihi en çok atçıları sevindirir. Aydın'da bir çok kişi sadece düğünler için özel at besler.
Aydın'da yaşanan geleneklere göre gelinin bindiği atı ailenin en saygın ve en yaşlı erkeği çeker. Gelin ata bindikten sonra kesinlikle konuşmaz. Türk Bayrağı olmadan kesinlikle gelin hareket etmez. Gelin damat evine getirilince önce Bayrak damada teslim edilir. Barağı selamlayarak alan damat daha sonra büyüklerinin elini öper. Önce gelinin sağ ayağını, sonra da sol ayağını üzengiden çıkarır. Daha sonra tatlılık ve bereket için çevreye şeker ve para saçar. Bundan sonra da gelini at sırtından indirir.
Birde düğünlerin olmazsa olmazı keşkek yemeği vardır biraz meşakatlı oldugundan her zaman evde yapmak zor olabilir laf aramızda düğün yemeğine sırf keşkek yenek için bile gidilir bence deyer.nasıl yapıldıgınıda görelimmi?
Evde yapmak için bu tarif yeterlidir sanırım.

Keşkek Yemeği
Malzemesi : 1kg buğday (aşurelik buğday), 1 adet tavuk veya 1kg kuzu eti , tereyağı , tuz , su.
Hazırlanışı : 1kg ayıklanmış ve yıkanmış buğday geniş bir tencerenin içinde kaynatılır. iyice kaynayan ve ortalarından ayrılan buğdaylar bir süzgeç içine alınarak suyu süzülür ve buğdaylar ezilir. ayrı bir tencerede kaynayan etlerde et suyunun içersinden çıkarılırak lif lif olacak şekilde parçalanır. büyük ayrı bir tencerenin içine kaynayan ve ezilen buğdaylar koyularak üzerine etsuyu ilave edilerek karıştırılır. yeteri kadar et suyu koyulduktan sonra lif lif hazırlanan etler buğdayın içine ilave edilerek karıştırılır. tahta kepçe ile karıştırılan keşkek, karıştırılırken ezilmeye devam edilir. iyice sakız gibi oluncaya kadar karıştırılarak pişirilir. servis tabaklarına hazırlanan keşkeğin üzerine tereyağı ile kavrulan kırmızı biberli sosu gezdirilerek sıcak servis yapılır. Aydın ve yöresi düğünlerinin baş yemeği , sofraların baş tacıdır.

özellikle düğün ve bayram yemeği olarak bilinir. Taş dibeklerde döğülerek kabuğu çıkarılmış yumuşak Buğday'ın, yağlı Koyun etiyle büyük kazanlarda ve bol odun ateşinde büyük tahta kepçe ile köyün gençleri keşkeği döğerler oluşan Keşkek ; düğünler de misafirlere ikrar edilir. Kalaylı bakır sahanlarda ikram edilen Keşkek 'in üstüne Salçalı ve Kırmızı Biberli Tereyağı dökmek adettendir.



12 Haziran 2010 Cumartesi

MANGALDA PATETES


MANGAL YANDI KÖFTELER PİŞTİ KÖZDE VAR NE YAPALIM HEMEN PATETESLERİ YIKAYIP BOLCADA TUZLAYIP GÖMELİM KIZGIN KÜLÜN İÇİNE BAYILACAKSINIZ HARİKA OLUYOR DENEYİN BENCE HEM BENİM GİBİ KOLESTROL SONUNUNUZ VARSA ETDE YİYEMİYOSANIZ DAHA NE OLSUN İŞTE FIRSAT..

İllaki pikniye gidecez diye şart yokki terastada mangal yakılır ama değilmi gerci bundan komşular çok memnun değil ama arada olsun o kadarcıkkk

11 Haziran 2010 Cuma

Kabak receli


Malzemeler

1 kg. kabak,
1.5 kg. şeker,
750 gram su,
1 limon suyu

Yapılışı Bal kabağının iri, derin dilimli olanı iyidir. Kabuğu soyulmuş veya çekirdeği çıkarılmış kabak dilimleri 4-5 mm. derinlikte kesilir.(ben küçük doğradım) Bu dilimleri 4 kg. su içinde 250 gr. sönmüş kireç eritilmiş ve durulmuş kireç suyuna konarak bir gece bekletilir. Sonra kabaklar duru suda yıkanıp suyu süzüldükten sonra şeker ve sudan yapılmış kaynar şurup içine konarak pişirilir. Reçel kıvamını bulunca limon suyu ilave edilerek 1-2 dakika daha kaynatıldıktan sonra ateşten indirilir. Sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara doldurulur.

10 Haziran 2010 Perşembe

KABAK ÇİCEĞİ DOLMASI


Malzemeler;

•kabak çiçekleri ( 15-20 adet )
•2 su bardağı pirinç •3 yemek kaşığı zeytinyağı,
•tuz-karabiber ,kırmızı biber ve nane
•2 adet kuru soğan,
•yarım çorba kaşığı domates salçası yada 2 domates rendesi.
Yapılışı:

•çiçekleri bol soğuk suda yıkayalım.
•Kabak çiçeğinin içindeki tohum şeklinde olan kısmını ve dışındaki sakallarını dikkatlice çıkaralım.
•Tenceremize yağı alıp üzerine,çok ince kestiğimiz soğanları koyalım ve kavuralım.
•Daha sonra yıkadığımız pirinçleri atarak yağda kavurmaya devam edelim ve tuz ekleyelim.
•Salçayı ve baharatlarıda ekleyelim.
hazırladıgımız karışımı
•Kabak çiçeklerinin içine dolduralım.
•Kabak çiçeklerinin uç kısmını boğça gibi birbirinin üzerine gelecek şekilde kapatalım.
•Üzerine 1 fincan zeytin yağ gezdirip dolmaların yarısına gelecek kadar sıcak su ve çok az tuz atalım.
•En üste bir tabak daha kapatalım önce harlı kaynayıncada kısık ateşte 15-20 dakika pişirelim.

Afiyet Olsun
kabak çiceği sevmem derseniz bir tabak dolusu yaprak sarmada hazırladım ona ne dersiniz?

KAHVALTIYA BUYRUN..


Manzara harika hava güzel biraz rüzgarın azizliğine ugrasakta acık havada kahvaltı zevki başka oluyor.

Her gün kahvaltıya ne hazırlasam diye benim gibi düşünenlerdenseniz mutfagın vazgecilmezi patetesi yardıma çağırın hemen yumurta zaten kahvaltının baştacı ikisi birleşince değşik gösterişli bir lezzet cıkıyor ortaya

Patetesleri kücük kücük küp şeklinde doğruyoruz az yagda iyice kızartıyoruz yumurtaları cırpıp tuz ve az karabiber ekleyip hazır bekletiyoruz



Kızarmış pateteslerin üzerine çırpılmış yumurtayı döküyoruz ara sıra tavayı sallayarak iyice kabarınca bir tepsi yardımıyla ters cevirip diyer tarafınıda kızartıyoruz.yapımı kolay afiyet olsun canlar.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

sağlıklı günleriniz olsun


Üzerinize almış olduğunuz tüm sorumluluklarınızda başarılar dilerim. Hepimiz içi...n umutlu, mutlu ve huzurlu bir gün olsun inşallah. İyi Haftasonları dostlarım... En iyiye, en güzele ve en güvenilene emanetsiniz...

BU GÜNDE SİZE ERİKLERLE GELDİM
Uzmanlar Eriğin karaciğer, kalp, böbrek ve romatizmaL hastalıkları ile sindirim rahatsızlığı çeken ve tuzsuz diyet uygulayan kişilerce tüketilmesini öneriliyor. Ayrıca eriğin regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terletici özellikleri de bulunmaktadır.
Diyet uygulayanların rahatlıkla tüketebilecekleri bir meyve ancak eriği tuzlamadan yemek şartıyla.
AYDIN erikleri bunlar yin gariiii

28 Mayıs 2010 Cuma

1913


Yaz günleri için hafif kolay bir tatlı malzemelerin ölçüsünden almış adını 1913 açılımı
1 kg .süt
9 kaşık irmik
13 kaşık şeker
hepsi bu kadar bir tencereye hepsini koyup kısık ateşte koyulaşana kadar kaynatıyoruz
isterseniz borcama döküp arasına bisküi ceviz fındık da konulabilir ben mulfin kalıplarına döktüm üzerine hindistan cevizi serptim üzerine isterseniz jölede yapabilirsiniz ben vişne reçeli koydum renklensin diye
afiyet olsun canlar

24 Mayıs 2010 Pazartesi

"Gel, bir kahve iç! Sonra gidersin..."


Çay sefkattir, dostluktur, güvendir. Kahve ise sevgidir, iliskidir,
heyecandir... Çay ne kadar disa dönük ise, kahve de gitgide o kadar
içe dönük bir keyif içecegidir.

Kahve kokudur... Önce koku. Kahveyi dilden damaktan önce burun
sever.Kimileri "kokulu" çayi çaydan saymaz. Oysa kokusuz kahve
kahveden sayilmaz.
Hayatin ilk bakista siradan gibi gözüken ama güzel sürprizlere açik
çagrilari vardir. Kimi zaman insan sesine bürünür bu çagrilar:

Bunlardan biri "Hadi, söyle bir çay içelim"dir.
Öteki ise daha
, daha derindendir: "Gel, bir kahve iç! Sonra gidersin..."

Nasil ince belli çay bardaklarini avuçlarimizla kavramak sadece
bedenimizi degil, üsümüs ruhlarimizi da isitirsa...
Degil kahve
içmek; kahve içmeyi istemek bile bizi hem kendimizle hem de hayatla
bir an için bile olsa baristirir.

Haa, bir de 'ben çay içmem!', 'ben kahve sevmem..' diyenler var...

Onlarin aslinda neyi sevmedikleri ve hayatin hangi tadlarini
iskaladiklarini gördünüz herhalde




EVETTT ŞİMDİ SORMAK LAZIM..
Çay mı içersiniz,
kahvemi?
Hayat nasıl geçsin istersiniz...orta şekerli mi sade mi?
Yoksa siz kahveyi, çayı bahane edip
"Gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gönül bir dost ister kahve bahane"
Diyerek dost olduktan sonra şekeri unutanlardan mısınız?ben şekeri unuttum çoktannnnn ya sizzzz???

Karnıyarık



Karnıyarık patlıcan severler için vazgeçilmezdir, davet sofraları içinde son derece şık bir yemek.Yanında pilav ve cacıkla nefis oluyor..
HEMEN HEMEN HERKES BİLİR BİRDE FATMANIN TARİFİ OLSUNMU?
•5 Adet patlıcan
•3 Çorba kaşığı tuz (suda bekletmek için)
•1 Su bardağı sıvıyağ veya zeytinyağı
•2 Orta boy soğan
•200 Gr kıyma
•4 Adet orta boy domates (biri süslemek için)
•Yarım bağ maydonoz
•1 Su bardağı et suyu veya su
•1 Çorba kaışığı domates salçası
•1 Çorba kaşığı biber salçası
•4 Diş sarmısak


Bir tavada yağı kızdırın. Patlıcanları tavaya koyup her iki yanını da altın sarısı bir renk alıp, patlıcanlar iyice yumuşayıncaya kadar kızartın. Kızarmış patlıcanları tavadan alıp, kağıt peçete yada mutfak havlusu üzerine çıkarın, fazla yağlarını süzdürün.
Harcını hazırlamak için, yağı bir tencerede kızdırın, soğanları ve 2 diş sarmısağı ilave edin ve soğanlar yumuşayıncaya kadar birkaç dakika sote edin. Kıymayı ekleyin, kıyma suyunu bırakıp çekinceye kadar sık sık karıştırarak pişirin.
Domatesi katın ve domates suyunu bırakıp çekinceye kadar pişirin. Tencereyi ateşten alın. Kıyılmış maydonoz, tuz ve biberi ilave edip karıştırın.

Kızarmış patlıcanları bir tepsiye dizin. Patlıcanların ortasındaki yarıklara hazırladığınız harcı doldurun. Üzerini domates ve isterseniz biberle süsleyin. Bir kapta salçayı sıcak su (et suyu)ile içine 2 diş sarmısağı dilimleyim ekleyin ve tepsiye dökün.
Tepsiyi fırına sürüp, yaklaşık 20-25 dakika pişirin
Üzerine pişme suyunu gezdirip sıcak olarak servis yapın.

23 Mayıs 2010 Pazar

Sena ceğizden hediye


Sevgili Senaceğiz arkadaşım kendi yaptığı elemeği göz nuru resimde gördüğünüz yastık kılıflarını 111. izleyicisinin şerefine yapacağı çekilişle hediye etmek isityormuş....
Ben pek geç kaldım belkide ama bu gün davet aldım kimbilir banada cıkabilir diye düşünüyorum GECTE OLSA yinede şansımı denemek istiyorum...
Katılmak isteyenler burdan buyursun....(http://pikolar.blogspot.com/ )

22 Mayıs 2010 Cumartesi

YALANCI TAVUK GÖGSÜ


Malzemeler;
8,5 su bardagi sut
1,5 su bardagi un
150 gr tereyagi
3corba kasigi sivi yag
3 corba kasigi nisasta veya pirinç unu
2 su bardagi seker
1 paket vanilya
2 parca damla sakizi
Uzerine tarcin
Arzuya gore ceviz ici



Tereyagi,siviyag tencereye konur,un ve nisasta ilave edilir 4-5 dakika kısık ateşte kavrulur.Kavrulan un sogutulur ve sut,seker,vanilya ilave edilir cirparak kisilmis ateste kaynayip koyulasana kadar pisirilir.


Ocaktan alinan muhallebiye parcalanan damla sakiz ilave edilir 10-15 dakika daha mikserle cirpilir



muhallebinin kivami koyulasip da sakiz gibi olunca islatilmis ve fazla suyu suzulmus firin tepsisine ceviz serpilir ve uzerine muhallebi dokulur soguyunca uzerine tarcin serpilir ve buzdolabinda bekletilir.Dilimlenip servis yapilir

.ben fırında kulandıgımız yaglı kağıdı şekilli kestim muhallebinin üzerine yayıp çay süzgüsüyle tarcını eledim böyle bir görüntü çıktı
hafif ve yapımı kolay bir tatlı deneğin derim
afiyet olsun

13 Mayıs 2010 Perşembe

s.a


NarTube - Watch Video
(tıklayın dinlemek isterseniz )
HEPİNİZE HAYIRLI CUMALAR BU GECE VE BİR ÖMÜR BOYU KALBİNİZDEN GEÇEN BÜTÜN GÜZELLİKLER GERÇEKLEŞSİN YÜZÜNÜZDEN GÜLÜCÜKLER KALBİNİZDEN NEŞE MUTLULUK HUZUR EN ÖNEMLİSİ BEDENİNİZDEN SAĞLIK EKSİK OLMASIN RABBİM SEVDİKLERİNİZİN SEVENLERİNİZİN ACISINI GÖSTERMESİN

8 Mayıs 2010 Cumartesi

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...


ANNENİN GÖZ YAŞALARI
Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.
Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun “Anneciğim, anneler günün kutlu olsun” diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadın, boynu bükük düşündü, “-Ya gelmezse, ya izin alamadıysa. ” İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.

Kadın sabahtan hazırlığa başlamıştı. . Telaşlı halini gören eşi, sorup durmuştu; ” Bu telaşın niye?” diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı. Sonunda da kadın; “-Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz” diye ısrar ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. “Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse” diye düşünmüştü. “Gelmezse” düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.

Saatler geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; “-Gelemiyorsan, bir telefon et bari, ‘anneciğim’ de. . ” İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; “-Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. ‘Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur’ sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. . yaramaz, dediğimi duysa yine darılır, ‘Beni çocuk gibi sevme’ der. Sanki nasıl seveceksem…”
Çocuğunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu. “-Gelmeyecek, telefon bari etse. . ” diye düşündü istemeye istemeye. “-Sesini bari duymuş olurum”. Tam böyle düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. , ekranına baktı, arayan oğluydu.
Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba …acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
Açtı telefonu;
-Alo. .
-Alo, nasılsın anneciğim?
-Sağol yavrum, sen nasılsın?
-İyiyim anneciğim.
-Ne yapıyorsun, işler nasıl?
-Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
-Öyle mi yavrucuğum.
Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
-İzin aldın mı yavrum?
-Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
-Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
-Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
-Sen sen. . bunun için izin almadın mı?
-Ah anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı.
-Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
-Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor şimdi.
-Ben… şey… tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
-Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
-Dışardaydı yavrum. Hah. . kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
-Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
-Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah’a emanet ol.
Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
Kapıyı açtığında, boynuna atılan oğlunun “-Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun!” diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi. Oğlu; “-Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama” dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
alıntı

7 Mayıs 2010 Cuma

ÇİVCİV


Bu günde minik civcivlerle geldim çocuklara oldugu kadar büyükler içinde hoş bir görüntü patetes püresinden civciv nasılmı yapmışım?
malzemeleri göz karaıyla hazırladım ölcü vermiyorum.
haşlanmış pateteslerin sıcakken içine tereyağ koydum sıcaklığıyla eriyor tuz ,karabiber,birazda limon suyu sıktım iyice ezip yoğurdum .
cevizden biraz büyük toplar hazırlayıp hafifce oval hale getirdim
sonra küçük bir top daha yapıp onuda kafa olarak üzerine yapıştırdım kuş üzümünden gözler havuçtan kanat ve gaga yaptım maydonoz serpiştirdiğim tabakta yerlerini aldılar çok hoş bir görüntü oluyor

6 Mayıs 2010 Perşembe

SARMAŞIK


FAYDALARI:

Saramşık, kolestrol ve üreyi düşürür. Vücüttaki ödemi atar.,
Her yerde bilinmeyen doğada yetişen ömrüde az olan bir bitki bu aylarda oluyor ben haftada 2 sefer yaparım bazı yerlerde acı otta denir harika bir tat bana göre bilenler bilir


MALZEMELER:

- 2 demet sarmaşık otu
- 1 tane küçük doğranmış kuru soğan
-2 tane pırasa

- 2 tane yumurta
-Sıvıyağ/Zeytinyağı
- Tuz



YAPILIŞI:


1. Taze yerine ulaşılıncaya kadar 2-3 santimlik parçalar halinde elle kırılarak temizlenen sarmaşıkları ince ince doğrayın. İşe yarayan kısmı tepeden 10-15 santimi geçmez.
2. Soğanları ve pırasaları ince doğrayıp hafifçe kavurduktan sonra üzerine sarmaşıkları ilave edin. İkisini bir süre daha kavurduktan sonra üzerine yumurta kırıp karıştırın. Yumurtalar pişince sarmaşık kavurma hazırdır.

3. yemeğin tuzunu piştikten sonra koyuyoruz; pişerken kapak kapatmıyoruz çünkü tuzu pişerken koyarsak yemek acı olur.


3 Mayıs 2010 Pazartesi

çay saati


kısa günün karı bunlar çok çabuk hazırlanan çay demlenene kadar hazır oluyor ve bisküili pasta ve kısır çayları alıp gelin hemen afiyet olsun

2 Mayıs 2010 Pazar

PASTALARIM..


Efendimizin (sav) Şefaatine Nail Olmak İçin Kutlu Doğum proğramı için yaptığım pasta..
GÜLLERİN EFENDİSİNE BİNLERCE SALAT SELAM OLSUN...
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA VE NEBİYYİNA MUHAMMED....

hepsi bir arada aynı malzeme farklı düzenleme

işte en güzel an yaptıklarını seyre dalmak çok keyif veriyor bana..

buda portakal ve muzlu fındık kırıklarıylada zenginleştirildi.

buda öylesine malzeme aynı şekil değişik..

bu nasıl olmuş?

muzlu kivili bol meyveli

Bu gün sizlere pasta sunmak geldi içimden tarife gerek yok diye düşünüyorum pasta tabanları hazır kremayı kendim yaptım meyvelerle süslenmiş tat aynı görüntüler değişik sadece