5 Haziran 2009 Cuma

İFTİRA


Aslından çevrilmiş, hakîkati tahrif edilmiş söz, mânâsına gelen iftirâ büyük günahlardandır. Haklar dört kısımdır. 1- Yalnız Allah hakkı. 2- Yalnız kul hakkı. 3- Allah hakkı ile kul hakkı beraber fakat, Allah hakkının gâlip olduğu haklar. 4- Allah hakkı ile kul hakkı beraber fakat, kul hakkının gâlip olduğu haklar. Bir müslümana iftirâ etmek, hem Allah’ın, hem de kulun hakkını ihlâl etmektir. Fakat Allah hakkı gâliptir. Böyle olunca, kul, kendisine (zinâ suçuyla) iftirâ edeni affetse dahi dünyâda tatbik edilecek olan cezâ muhakkak tatbik edilir. (Molla Hüsrev, Mirâtül-usûl fi Şerhi Mirkatül-Vusûl 2/230) Âyet-i kerîmede şöyle buyrulmaktadır: “Nâmuslu ve hür kadınlara (zinâ isnâdıyla) iftirâ atan, sonra da dört şâhit getirmeyen kimselerin her birine seksen değnek vurun. Onların şâhitliklerini ebedi kabul etmeyin. Onlar fâsıkların ta kendileridir. Ancak tevbe edip durumlarını ıslâh etmeleri müstesnâ. Çünkü Allah gafûr ve rahîmdir.” (Nur Sûresi, 4-5) Âyet-i celîlede, iftirâ eden kimseye dünyâda tatbik edilecek cezâlar îzâh edilmektedir ki: 80 değnek vurulması, şâhitliğinin bir daha kabul edilmemesi ve isminin fâsıklar defterine kaydedilmesi. Fakat tevbe eder de, yaptığı işten pişman olursa “fâsık” diye isimlendirilmekten kurtulur. Bir de âhiretteki cezâsına bakalım: Peygamber Efendimize, Mi’râc gecesi bir topluluk gösterildi. Her birinin elinde bakır tırnaklar vardı. Yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. “Bunlar, kimlerdir?”, diye sorunca, “gıybet ve iftirâ edenlerdir”, cevabı verildi. (Kütüb-ü sitte 12/122) Ehlince mâlumdur ki, “Berâet-i zimmet asıldır.” Yâni kişilerin suç işledikleri delil ile tesbit edilemediği müddetçe, aslolan, suçsuzluklarıdır. İşlemediği bir suç ile kişileri töhmet altında bırakmak, müslümana yakışmaz. Hakîkî mümin, elinden ve dilinden herkesin emin olduğu kişidir. Âyet-i Kerîmesi’nde meâlen Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, işlemedikleri bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftirâ ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” (Ahzap Sûresi, 58 ) Diğer bir âyet-i kerimesi’nde de meâlen: “Kim kasıtlı veyâ kasıtsız bir günah işler ve sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki büyük iftirâ ve apaçık bir günah işlemiş olur.” (Nisa Sûresi, 112) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hazretleri de: “Kim bir müslümana kötülenmesini dileyerek, bir iftirâ atarsa, Allah onu, kıyâmet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde (günahlarından temizlenip) çıkıncaya kadar hapseder.” buyurmuşlardır. İnsanlar böyledir. İyisi de vardır, kötüsü de. Eğer kötüler olmasaydı, iyilerin kıymeti bilinemezdi. Hakkı-hakîkati görmekten âciz kimseler olmasaydı, ehl-i basîretin değeri anlaşılamazdı. Bu, günümüz için böyle olduğu gibi, devr-i saâdette de böyle idi. Âhir zaman Peygamberini görme ve onun sohbetini dinleme şerefine nâil olduğu halde, içindeki inkâr ateşinin sönmediği, yüzlerce münâfık mevcut idi. İslâm cemiyetini parçalamak için ellerinden geleni yapmaktan hiç çekinmiyorlardı. Bir defâsında Peygamber Efendimizin âile mahremiyetini hedef alarak, islâm birliğini bozma gayesiyle, aleyhte propaganda ve karalama hareketi başlattılar. Hz.Âişe vâlidemizin iffetiyle alâkalı dedikodu çıkarıp, Rasûlullah’ı, Hz. Âişe’yi ve bütün müminleri üzüntüye boğdular. Günlerce göz yaşı dökerek, Allâhü Teâlâ’ya ilticâ eden Hz. Âişe ve bütün müminler, nâzil olan şu Âyet-i Celîle’lerden sonra Cenâb-ı Hakk’a sevinç gözyaşlarıyla hamdettiler. Ayet-i kerîme meâlen. Haberiniz olsun ki, iftirâ ile gelenler, içinizden bir topluluktur. (Ey o iftirâya mârûz kalanlar) bu iftirâyı sizin için bir şer sanmayın. Belki o sizin için hayırlıdır. (Büyük sevap ve dereceye sebeptir.) O gürûhtan her birinin kazandığı vebâl kendisine aittir. O topluluk içinde, bu iftirayı kasıtlı olarak atıp, büyümesini arzu eden kimse için, büyük bir azab vardır. Ne vardı, onu işittiğiniz vakit erkek ve kadın müminler, kendi kendilerine hüsn-ü zan etselerdi de, bu açık bir iftirâdır deselerdi!... Onu işittiğiniz vakit, (bunu söylemek bize gerekmez, hâşâ bu büyük bir bühtandır) deseydiniz ya! Böyle bir şeye aslâ dönmeyesiniz, eğer mümin iseniz. İşte Allah size va’z veriyor. Ve sizin için âyetleri beyan buyuruyor ki, Allah alîmdir, hakîmdir. (Nur Sûresi,11-20)alıntı


2 yorum:

samanyolu67 dedi ki...

Selamün Aleyküm Fatma Ablacığım;
İftira çok çirkin bir davranıştır.Yazı için Allah razı olsun.İftiraya uğrayan kişinin, aslında günahlarını almaktır.En güzel yanıda bu olsa gerek.Allah Seni,beni ve cümlemizi bu abes davranıştan muhafaza buyursun.Amin.
Cuma gününün hürmetine,Hak batıl ayrılsın inşaallah.Cumanın bereketi,feyzi üzerine olsun.Selamlar,sevgiler Canım Ablacığım.Hayırlı cumalar.Dualarımla.

Adsız dedi ki...

en korktugum şeydir iftira ALLAH kimseye göstermesin korusun hayırlı cumalar ablacım ellerinizden öperim hurmetler havvanur