29 Mayıs 2010 Cumartesi

sağlıklı günleriniz olsun


Üzerinize almış olduğunuz tüm sorumluluklarınızda başarılar dilerim. Hepimiz içi...n umutlu, mutlu ve huzurlu bir gün olsun inşallah. İyi Haftasonları dostlarım... En iyiye, en güzele ve en güvenilene emanetsiniz...

BU GÜNDE SİZE ERİKLERLE GELDİM
Uzmanlar Eriğin karaciğer, kalp, böbrek ve romatizmaL hastalıkları ile sindirim rahatsızlığı çeken ve tuzsuz diyet uygulayan kişilerce tüketilmesini öneriliyor. Ayrıca eriğin regl düzenleyici, idrar söktürücü ve terletici özellikleri de bulunmaktadır.
Diyet uygulayanların rahatlıkla tüketebilecekleri bir meyve ancak eriği tuzlamadan yemek şartıyla.
AYDIN erikleri bunlar yin gariiii

28 Mayıs 2010 Cuma

1913


Yaz günleri için hafif kolay bir tatlı malzemelerin ölçüsünden almış adını 1913 açılımı
1 kg .süt
9 kaşık irmik
13 kaşık şeker
hepsi bu kadar bir tencereye hepsini koyup kısık ateşte koyulaşana kadar kaynatıyoruz
isterseniz borcama döküp arasına bisküi ceviz fındık da konulabilir ben mulfin kalıplarına döktüm üzerine hindistan cevizi serptim üzerine isterseniz jölede yapabilirsiniz ben vişne reçeli koydum renklensin diye
afiyet olsun canlar

24 Mayıs 2010 Pazartesi

"Gel, bir kahve iç! Sonra gidersin..."


Çay sefkattir, dostluktur, güvendir. Kahve ise sevgidir, iliskidir,
heyecandir... Çay ne kadar disa dönük ise, kahve de gitgide o kadar
içe dönük bir keyif içecegidir.

Kahve kokudur... Önce koku. Kahveyi dilden damaktan önce burun
sever.Kimileri "kokulu" çayi çaydan saymaz. Oysa kokusuz kahve
kahveden sayilmaz.
Hayatin ilk bakista siradan gibi gözüken ama güzel sürprizlere açik
çagrilari vardir. Kimi zaman insan sesine bürünür bu çagrilar:

Bunlardan biri "Hadi, söyle bir çay içelim"dir.
Öteki ise daha
, daha derindendir: "Gel, bir kahve iç! Sonra gidersin..."

Nasil ince belli çay bardaklarini avuçlarimizla kavramak sadece
bedenimizi degil, üsümüs ruhlarimizi da isitirsa...
Degil kahve
içmek; kahve içmeyi istemek bile bizi hem kendimizle hem de hayatla
bir an için bile olsa baristirir.

Haa, bir de 'ben çay içmem!', 'ben kahve sevmem..' diyenler var...

Onlarin aslinda neyi sevmedikleri ve hayatin hangi tadlarini
iskaladiklarini gördünüz herhalde




EVETTT ŞİMDİ SORMAK LAZIM..
Çay mı içersiniz,
kahvemi?
Hayat nasıl geçsin istersiniz...orta şekerli mi sade mi?
Yoksa siz kahveyi, çayı bahane edip
"Gönül ne kahve ister ne kahvehane, Gönül bir dost ister kahve bahane"
Diyerek dost olduktan sonra şekeri unutanlardan mısınız?ben şekeri unuttum çoktannnnn ya sizzzz???

Karnıyarık



Karnıyarık patlıcan severler için vazgeçilmezdir, davet sofraları içinde son derece şık bir yemek.Yanında pilav ve cacıkla nefis oluyor..
HEMEN HEMEN HERKES BİLİR BİRDE FATMANIN TARİFİ OLSUNMU?
•5 Adet patlıcan
•3 Çorba kaşığı tuz (suda bekletmek için)
•1 Su bardağı sıvıyağ veya zeytinyağı
•2 Orta boy soğan
•200 Gr kıyma
•4 Adet orta boy domates (biri süslemek için)
•Yarım bağ maydonoz
•1 Su bardağı et suyu veya su
•1 Çorba kaışığı domates salçası
•1 Çorba kaşığı biber salçası
•4 Diş sarmısak


Bir tavada yağı kızdırın. Patlıcanları tavaya koyup her iki yanını da altın sarısı bir renk alıp, patlıcanlar iyice yumuşayıncaya kadar kızartın. Kızarmış patlıcanları tavadan alıp, kağıt peçete yada mutfak havlusu üzerine çıkarın, fazla yağlarını süzdürün.
Harcını hazırlamak için, yağı bir tencerede kızdırın, soğanları ve 2 diş sarmısağı ilave edin ve soğanlar yumuşayıncaya kadar birkaç dakika sote edin. Kıymayı ekleyin, kıyma suyunu bırakıp çekinceye kadar sık sık karıştırarak pişirin.
Domatesi katın ve domates suyunu bırakıp çekinceye kadar pişirin. Tencereyi ateşten alın. Kıyılmış maydonoz, tuz ve biberi ilave edip karıştırın.

Kızarmış patlıcanları bir tepsiye dizin. Patlıcanların ortasındaki yarıklara hazırladığınız harcı doldurun. Üzerini domates ve isterseniz biberle süsleyin. Bir kapta salçayı sıcak su (et suyu)ile içine 2 diş sarmısağı dilimleyim ekleyin ve tepsiye dökün.
Tepsiyi fırına sürüp, yaklaşık 20-25 dakika pişirin
Üzerine pişme suyunu gezdirip sıcak olarak servis yapın.

23 Mayıs 2010 Pazar

Sena ceğizden hediye


Sevgili Senaceğiz arkadaşım kendi yaptığı elemeği göz nuru resimde gördüğünüz yastık kılıflarını 111. izleyicisinin şerefine yapacağı çekilişle hediye etmek isityormuş....
Ben pek geç kaldım belkide ama bu gün davet aldım kimbilir banada cıkabilir diye düşünüyorum GECTE OLSA yinede şansımı denemek istiyorum...
Katılmak isteyenler burdan buyursun....(http://pikolar.blogspot.com/ )

22 Mayıs 2010 Cumartesi

YALANCI TAVUK GÖGSÜ


Malzemeler;
8,5 su bardagi sut
1,5 su bardagi un
150 gr tereyagi
3corba kasigi sivi yag
3 corba kasigi nisasta veya pirinç unu
2 su bardagi seker
1 paket vanilya
2 parca damla sakizi
Uzerine tarcin
Arzuya gore ceviz ici



Tereyagi,siviyag tencereye konur,un ve nisasta ilave edilir 4-5 dakika kısık ateşte kavrulur.Kavrulan un sogutulur ve sut,seker,vanilya ilave edilir cirparak kisilmis ateste kaynayip koyulasana kadar pisirilir.


Ocaktan alinan muhallebiye parcalanan damla sakiz ilave edilir 10-15 dakika daha mikserle cirpilir



muhallebinin kivami koyulasip da sakiz gibi olunca islatilmis ve fazla suyu suzulmus firin tepsisine ceviz serpilir ve uzerine muhallebi dokulur soguyunca uzerine tarcin serpilir ve buzdolabinda bekletilir.Dilimlenip servis yapilir

.ben fırında kulandıgımız yaglı kağıdı şekilli kestim muhallebinin üzerine yayıp çay süzgüsüyle tarcını eledim böyle bir görüntü çıktı
hafif ve yapımı kolay bir tatlı deneğin derim
afiyet olsun

13 Mayıs 2010 Perşembe

s.a


NarTube - Watch Video
(tıklayın dinlemek isterseniz )
HEPİNİZE HAYIRLI CUMALAR BU GECE VE BİR ÖMÜR BOYU KALBİNİZDEN GEÇEN BÜTÜN GÜZELLİKLER GERÇEKLEŞSİN YÜZÜNÜZDEN GÜLÜCÜKLER KALBİNİZDEN NEŞE MUTLULUK HUZUR EN ÖNEMLİSİ BEDENİNİZDEN SAĞLIK EKSİK OLMASIN RABBİM SEVDİKLERİNİZİN SEVENLERİNİZİN ACISINI GÖSTERMESİN

8 Mayıs 2010 Cumartesi

ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...


ANNENİN GÖZ YAŞALARI
Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.
Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun “Anneciğim, anneler günün kutlu olsun” diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadın, boynu bükük düşündü, “-Ya gelmezse, ya izin alamadıysa. ” İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.

Kadın sabahtan hazırlığa başlamıştı. . Telaşlı halini gören eşi, sorup durmuştu; ” Bu telaşın niye?” diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı. Sonunda da kadın; “-Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz” diye ısrar ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. “Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse” diye düşünmüştü. “Gelmezse” düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.

Saatler geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; “-Gelemiyorsan, bir telefon et bari, ‘anneciğim’ de. . ” İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; “-Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. ‘Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur’ sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. . yaramaz, dediğimi duysa yine darılır, ‘Beni çocuk gibi sevme’ der. Sanki nasıl seveceksem…”
Çocuğunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu. “-Gelmeyecek, telefon bari etse. . ” diye düşündü istemeye istemeye. “-Sesini bari duymuş olurum”. Tam böyle düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. , ekranına baktı, arayan oğluydu.
Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba …acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
Açtı telefonu;
-Alo. .
-Alo, nasılsın anneciğim?
-Sağol yavrum, sen nasılsın?
-İyiyim anneciğim.
-Ne yapıyorsun, işler nasıl?
-Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
-Öyle mi yavrucuğum.
Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
-İzin aldın mı yavrum?
-Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
-Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
-Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
-Sen sen. . bunun için izin almadın mı?
-Ah anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı.
-Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
-Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor şimdi.
-Ben… şey… tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
-Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
-Dışardaydı yavrum. Hah. . kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
-Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
-Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah’a emanet ol.
Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
Kapıyı açtığında, boynuna atılan oğlunun “-Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun!” diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi. Oğlu; “-Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama” dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
alıntı

7 Mayıs 2010 Cuma

ÇİVCİV


Bu günde minik civcivlerle geldim çocuklara oldugu kadar büyükler içinde hoş bir görüntü patetes püresinden civciv nasılmı yapmışım?
malzemeleri göz karaıyla hazırladım ölcü vermiyorum.
haşlanmış pateteslerin sıcakken içine tereyağ koydum sıcaklığıyla eriyor tuz ,karabiber,birazda limon suyu sıktım iyice ezip yoğurdum .
cevizden biraz büyük toplar hazırlayıp hafifce oval hale getirdim
sonra küçük bir top daha yapıp onuda kafa olarak üzerine yapıştırdım kuş üzümünden gözler havuçtan kanat ve gaga yaptım maydonoz serpiştirdiğim tabakta yerlerini aldılar çok hoş bir görüntü oluyor

6 Mayıs 2010 Perşembe

SARMAŞIK


FAYDALARI:

Saramşık, kolestrol ve üreyi düşürür. Vücüttaki ödemi atar.,
Her yerde bilinmeyen doğada yetişen ömrüde az olan bir bitki bu aylarda oluyor ben haftada 2 sefer yaparım bazı yerlerde acı otta denir harika bir tat bana göre bilenler bilir


MALZEMELER:

- 2 demet sarmaşık otu
- 1 tane küçük doğranmış kuru soğan
-2 tane pırasa

- 2 tane yumurta
-Sıvıyağ/Zeytinyağı
- Tuz



YAPILIŞI:


1. Taze yerine ulaşılıncaya kadar 2-3 santimlik parçalar halinde elle kırılarak temizlenen sarmaşıkları ince ince doğrayın. İşe yarayan kısmı tepeden 10-15 santimi geçmez.
2. Soğanları ve pırasaları ince doğrayıp hafifçe kavurduktan sonra üzerine sarmaşıkları ilave edin. İkisini bir süre daha kavurduktan sonra üzerine yumurta kırıp karıştırın. Yumurtalar pişince sarmaşık kavurma hazırdır.

3. yemeğin tuzunu piştikten sonra koyuyoruz; pişerken kapak kapatmıyoruz çünkü tuzu pişerken koyarsak yemek acı olur.


3 Mayıs 2010 Pazartesi

çay saati


kısa günün karı bunlar çok çabuk hazırlanan çay demlenene kadar hazır oluyor ve bisküili pasta ve kısır çayları alıp gelin hemen afiyet olsun

2 Mayıs 2010 Pazar

PASTALARIM..


Efendimizin (sav) Şefaatine Nail Olmak İçin Kutlu Doğum proğramı için yaptığım pasta..
GÜLLERİN EFENDİSİNE BİNLERCE SALAT SELAM OLSUN...
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA VE NEBİYYİNA MUHAMMED....

hepsi bir arada aynı malzeme farklı düzenleme

işte en güzel an yaptıklarını seyre dalmak çok keyif veriyor bana..

buda portakal ve muzlu fındık kırıklarıylada zenginleştirildi.

buda öylesine malzeme aynı şekil değişik..

bu nasıl olmuş?

muzlu kivili bol meyveli

Bu gün sizlere pasta sunmak geldi içimden tarife gerek yok diye düşünüyorum pasta tabanları hazır kremayı kendim yaptım meyvelerle süslenmiş tat aynı görüntüler değişik sadece

30 Nisan 2010 Cuma

27 Nisan 2010 Salı

BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:


BANA ÖYLE BİR GÖNÜL VER Kİ:
Bir kuruluşun tepe noktasında yetkili olsam bile,
bunu asla başka şekilde kullanmamalıyım.

Günlük yaşamda "ben" yerine, daha çok "sen" sözcüğünü kullanabileyim...
BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:
Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe,
doldursun sarsın çevremi.
Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...
BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:
Herkesten daha çok çalışabileyim,
tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına,
eşim ve çocuklarımı da mutlu et ki,

mutluluğu başkalarına da götürebileyim...
BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:
Düşünebileyim, konuşabileyim.
BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:
İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle,

teşekkür edenlere;

bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim.
BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:
İyi eş, baba, anne,
iyi komşu, iyi arkadaş, iyi vatandaş olabileyim.
BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:
Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için karamsarlığa düşmeyeyim,

herşeyden aklanmış olarak yaşama

yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.
BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:
düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum
şu anda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.
BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :
Yıllar sonra beni hatırlayanlar
"herkese iyilik eden, tüm insanları seven, o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye
konuşsanlar ve ben de huzur içinde olabileyim.
BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:
Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;
bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı,
bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim.
BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:
Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim..

25 Nisan 2010 Pazar

İZMİRLİ blog yazarları buluştu


İZMİRLİ blog yazarları buluştu
Daha öncki toplantılara çok istememe ragmen katılamamıştım.
Sadece paylaşımlarından tanıdıgımız yorumlarla mesajlarla gönülden gönüle bağ kurdugumuz arkadaşlarla İZMİRİ'N incici kordonda bir kafede buluştuk.SADECE BİZ DEĞİL ZEYNEB'İMDE ÇOK MUTLUYDU ELDEN ELE GEZDİ.çok güzel bir gün geçirdik... EN BAŞTA BENİ HABERDAR EDEN (Mandalin çıkmazı-YILDIZ )ARKADAŞIMA taa İSTANBUL'LARDAN kalkıp gelen ayşen hanıma tüm katılan can dostlara çok teşekkür ederim.

CAN DOSTLAR...

Mandalin çıkmazı-YILDIZ
Hobisel-AFET
fatma48-Hazanyağmuru4-FATMA
Demeteris-DEMET
Beyazkelebek-SELİN
Yeteneksizin-NADİRE
Benhurum-AYŞEN
Adadeniz-SAADET
Uğurböceğimleafiyetle-ŞERİFE
Evli ve çocuklu-HANDAN
ÖRGÜÇANTAM-HATİCE35
CEYİZSANDIGI-ZÜBEYDE35
MUTLU OLALIM DERNEĞİNİN DEĞERLİ ÜYELERİ ÖZLEM VE EZGİ katılan herkeze selam ve sevgiler tekrar görüşe bilmek dileğiyle dostlarım.

23 Nisan 2010 Cuma

GÜNÜN GETİRDİKLER..


23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun her günümüz bayram tadında olsun inşeallah.
HAYIRLI CUMALAR DİLİYORUM TÜM ARKADAŞLARIMA ZİYARETCİLERİME.
Uzun süredir zaman ayıramadım sayfama gelip gidiyorum yorumları onaylıyorum ama içimden bir şey eklemek gelmedi açıkcası.
içimde bir kördüğüm vardı cözemediğim ne tarafa dönsem beni sıkıyor yollarımı kapıyor u halde ne yazsamda tadı yok olmayacaktı.
biraz gevşedi beni sıkan düğüm aldığım ilk nefestede her zamanki gibi yine sayfama koştum.
Benim vefalı can dostlarım arayan soran telefon eden mail atan canlarım hepinize çok teşekkür ediyorum.
Evet şimdi 23 nisan tatilinden faydalanıp bu gün hayatımda uzun zamandır yapmadıgım bir şeyi yapacam nemi??????
EVET İZMİRLİ BLOGCULAR BULUŞUYOR BUGÜN DAHA ÖNCEDE BULUŞTULAR AMA BEN HAFTA SONLARI ÇALIŞTIGIM İÇİN KATILAMAMIŞTIM.
Bu gün denk geldi ben çok çok heyecanlıyım sadece gönülbagı kurdugumuz yazılarından yorumlarından tanıdığım dostlarımı görmek yakın olma düşüncesi çok heyecen veriyor bana .İŞTE BENDEN HABERLER CANLARIM BANA MUSADE KUZUMU ,ZEYNEB'ide alıp ALSANCAK KORDONA doğru yola cıkayım..

2 Nisan 2010 Cuma

Cumaniz mübarek olsun


Nerede,ne zaman,nasıl bitecek?..Bu hayat böylemi devam edecek Karanlkta karıncayı gören var elbet;Herkes ektiğini birgün biçecek
AcıLar Karşısında Metin oLun, BeLaya Düşersen Cesur oLun, Hakkın YeniLiyorsa Asi oLun,Hepsi Başına Birden qeLirse ALLAH'a Emanet oLun.
Duanız kabul,
ameliniz makbul,
hizmetiniz daim olsun.
Saadetiniz kaim olsun.
Cumaniz mübarek olsun can dostlar..

içimden böyle geldi


Sükut Eyledim, Kahrı Var Dediler, Biraz Söyledim, Zehri Var Dediler, Sustum, Kahrından Susuyor Dediler;Biraz Konuştum, Zehrini Kusuyor Dediler....

30 Mart 2010 Salı

Zayıflamaya Yardımcı Bitkiler


Havalar yavaş yavaş ısınıyor, yaz kapımızda... Ancak sıcak yaz günleri fazla kiloların daha çok göze batması anlamına da geliyor.

Büyük şehirlerde yaşamanın en büyük dezavantajlarından biri, yoğun iş hayatı ve günlük koşuşturmalarımız nedeniyle düzensiz beslenmek zorunda kalmamız. Hemen hepimiz sabahları kahvaltımızı ayakta atıştırıyor, gündüz tabağımızdaki besinleri hızla tüketiyor, akşam öğününü de neredeyse yatma vaktine yakın yemek zorunda kalıyoruz. Bunun faturasını da hızla aldığımız kilolar ile ödemek zorunda kalıyoruz. Fazla kilolarımızdan kurtulmak için başladığımız diyetleri de genellikle düzensiz yaşantımız ya da aynı besinleri yemekten sıkılıp irademize yenik düşerek yarım bırakıyoruz. Büyük bir irade örneği gösterip diyetlerine devam ederek fazla kilolarından kurtulanlarımız da bir süre sonra eski beslenme düzenine dönüyor, sonuçta verdiği kiloları fazlasıyla geri alıyor.
Aslinda fazla kilolardan kurtulmak ve ideal kiloyu ömür boyu korumak için diyet yapmaya hiç gerek yok. Sadece yeterli ve dengeli beslenerek ideal kilomuzu koruyabiliriz bence.
ben biraz araştırdım ayrıca kendimde uyguluyorum ben çok faydasını gördüm umarım
sizede fikir olur çok basit her yerde rahatlıkla bulunabilen bir kaç bitkiyi paylaşalımmı..
Zayıflamaya Yardımcı Bitkiler
Biberiye, adaçayı, maydanoz, tere, fesleğen… Kilo vermenize yardımcı olan bitkiler vücut sağlığını korumak için de neferiniz oluyor!

BİBERİYE
Kan dolaşımını hızlandırıp cildin sıkılaşmasını sağlayan biberiye et ve balık yemeklerinde kullanılabilir. Kilo verirken gevşeyen vücudunuzu sıkılaştırmak için biberiye yağı ile masaj yapabilirsiniz.


TERE
İçeriğinde vitaminler bulunan tere yağ yakmayı hızlandırıyor. Tereyi yalnızca çiğ olarak tüketebilirsiniz.


KEKİK
Vücuttaki fazla yağları yakmaya yardımcı olan kekik aynı zamanda sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlıyor.

Türk Mutfağında en sık kullanılan baharatların biri olan kekiğin çayını demleyip içebilirsiniz.


FESLEĞEN
Kokusuyla ferahlatan fesleğen; vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor, idrar yollarının düzenli çalışmasına yardımcı oluyor. Fesleğeni zeytinyağlı yemeklerinizde kullanabilir ya da çayını demleyip içebilirsiniz.


ADA ÇAYI
Baharat ya da çay olarak tüketebileceğiniz adaçayı iştah kesici özelliğe sahiptir. Diyet yaparken beslenme planınızın dışına çıkmamak için adaçayı içerek sadece gerektiği kadar yemek yiyebilir, kilo verebilirsiniz.


MAYDONOZ
Metabolizmayı hızlandırma özelliğine sahip maydanozu çiğ olarak tüketebilir ya da çayını içebilirsiniz. Maydanoz; vücudun ödem toplayıp şişmesini önlüyor, yağ yakılmasını kolaylaştırıyor.

28 Mart 2010 Pazar

yanlış zaman yanlış insan...



Zamanın birinde kız varmış. Sürekli ağlayan. Gözünden gözyaşı hiç eksik
olmazmış. Ne derdi ne sıkınt...ısı varmış ama ağlarmış işte. Kimse nedendir
bilmezmiş. Bir gün kapı çalmış. Ama kapıda kimsecikler yokmuş. Kapının
önünde yalnızca bir kavanoz. Etrafa bakınmış kimseyi görememiş. Almış
içeri kavanozu. Gözleri yaşlı açmış kapağını. İçinde turuncu bir balık
görmüş. Tam o sırada gözlerinden bir damla gözyaşı damlamış kavanoza.
Balık birden kıpırdanmaya başlamış. Daracık kavanozun içinde oradan
oraya dönmüş durmuş. Kız anlam vermemiş neler olduğuna. Daha çok
ağlamaya başlamış. Üzülmüş balığın haline. Ağladıkça damlalar kavanoza
dökülmüş. Balığın rengi morarmaya başlamış. Sonra anlamış gözyaşlarının
küçük balığı zehirlediğini. Hemen gidip suyu değiştirmiş. Balık tekrar
canlanmış eski haline geri dönmüş.


Aradan günler geçmiş. Kız balığına şarkılar söylemiş durmadan.
Dertleşmiş derdini anlatmış. Balık dinlemiş. Ama ağlamamış hiç. Balığım
ölmesin diye. İçine akıtmış gözyaşlarını. O kadar çok sevmiş ki küçük
balığı hiç ağlayamamış, hiç belli edememiş.


Ama günler geçtikçe kız hastalanmaya başlamış. Rengi solmuş. Halsiz
kalmış. Kimse ne olduğunu anlayamamış. Ama kimse bilememiş, içine
akıttığı gözyaşlarının kendisini zehirlediğini. Asıl ağlarken daha mutlu
olduğunu, zehrini böyle dışarı akıttığını kimse öğrenememiş. Ondan
geriye kalan yalnızca turuncu bir balık kalmış.


Daha mı değerliydi uğruna gözyaşlarımızı sakladığımız, kendimizi
zehirlemek daha mı kolay, saklanmak, kaçmak çözüm mü? Daha mı değerli
turuncu balıklar? Daha mı değerli kendi hayatımızdan? Durma ağla. Durma
akıt gözyaşlarını. Dök içindekileri, bırak gitsin gidenler. Bırak ölsün
balıklar, bırak kırılsın kavanoz. Elbet bir balık var gözyaşlarında
canlanacak, elbet bir kavanoz var gözyaşlarından kırılmayacak. Elbet bir
balık var seni ağlatmayacak, gözyaşlarını dindirecek, senin sesinle
konuşacak. Gözyaşlarında bir sorun yok. Kapında bile olsa, tek mesele
yanlış balık, yanlış kavanoz. Ya da yanlış zaman yanlış insan...
E