10 Eylül 2010 Cuma

ZEYTİN YAĞLI BAMYA


Yaz ayının sonlarına yaklaştıgımız şu günlerde artık bitmek üzere olan bamya yapalımmı ben kesinlikle etli bamya yapmıyorum bamyayı bol ekşili seviyorum yanındada acı köz biber harika oluyor tavsiye ederim
Malzeme Listesi:
1 kilogram bamya
1 adet limon suyu (koruk suyu olması daha iyidir)
3 su bardağı
3-4 adet domates
1 orta boy soğan
yarım çay bardağı zeytinyağı tuz

Bamyaları önceden yıkayın kuru iken ayıklayın uzamaması için.Eğer acilse önceden yıkanıp kurutulmamışsa Bir kabın içine bol limon suyu koyun ayıklanan bamyaları onun içine atın.Ekşili su bamya yemeğinin suyunun uzamasını engeller).
Temizleme işlemi bittikten sonra
tencereye yağı ve küçük doğranmış soğanı koyun ve 2-3 dakika kavurun.
Domatesleri kabuklarını soyarak kare doğrayın ve soğanlara ilave edin.
3-4 dakika daha karıştırarak pişirin.
bir limon suyu sıkın 3 su bardağı suyu koyun kaynayınca ağız tadınıza göre tuz koyup ayıklanmış bamyaları içine atın kesinlikle kaşıkla karıştırmayın arada bir tencereği sallamanız kafidir
Bamyalara kaşıkla bastığınızda eziliyorsa pişmiştir sonrasında servise hazırdır.

Afiyet olsun....

9 Eylül 2010 Perşembe

BAYRAMLARINIZ BAYRAM OLA


Güneş yükselmeden kuşluk yerine
Bir adam camiden döndü evine
Oturdu sessizce yer minderine

Kızı “Bayram” dedi, yalın ayaklı
...Adam “Bayram” dedi, tam ağlamaklı..

Eli öpüldükçe içi burkuldu
Konuşmak istedi, dili tutuldu
Güç belâ ağzından bir “off! ” kurtuldu

Oğlu “Bayram” dedi, sırtı yamalı
Adam “he ya” dedi, gözü kapalı..

Düşündü kış yakın, evde odun yok
Tenekede yağ yok, çuvalda un yok
Yok yoka karışmış; tuz yok, sabun yok

Avrat “Bayram” dedi, eğdi başını
Adam “evet” dedi, sıktı dişini..

Çalışsa ne iş var, ne cepte para
Dağ oldu içinde büyüyen yara
Dikti gözlerini karşı duvara

Takvim “Bayram” dedi, silindi yazı
Adam “öyle” dedi, bağrında sızı..

Döndürse yönünü herhangi dosta
Yaralı, gariban, dul, yetim, hasta
Yıllar, aylar, günler erirken yasta

Yer-gök “Bayram” dedi, ağzını açtı
Adam “Bayram” dedi, evinden kaçtı..

Abdurrahim KARAKOÇ

8 Eylül 2010 Çarşamba

Bayramınız Kutlu Olsun


İşte geldi bayram ahenk neşe var,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..
Bu gün dostlar için özel neşe var
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Bayramda hatırlanır bütün yarenle
rDua edin bize hakka erenler,
Fakiri kaldırsın bakıp görenler,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Sevinmeli bu gün fakir fukara,
Bu gün olsun geçen güne hatıra,
Bayramlar yazılsın düşsün satıra,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Dualar etmeli gurbet gezene,
Yazık olsun dostlarını üzene,
Kulak verin ibadete ezana,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Kadir mevlam koyma bize amana,
Değer verin boş geçmesin zamana,
Görün inanmayan gelsin imana,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Bayram huzur neşe verir insana,
Kimseler kıymasın nolur bir cana,
Herkes bayramlaşsın içten bir yana,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Hergünümüz bayramIa neşe saçsın,
Küskünler birbirine kucak açsın,
Hain iblis kıskansın sizden kaçsın,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Gözünüz hicran yerine nur dolsun,
Yüzünüz Allaha hak nasip olsun,
Kâbede dualar hep kabul olsun,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Ağlamasın sussun şehit anamız,
Bu vatandır toprağımız şanımız,
Dalgalanıp dursun al bayrağımız,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Fatmayım halkıma hakkı dileğim,
Açarım avcumu döner bileğim,
Mevlamdan dolmalı gönül küleğim,
Bayramınız kutlu olsun can dostlar..

Fatma ALAGEYİK.

7 Eylül 2010 Salı

Mutlu olmayı deneyelim..


Mutluluk sorunsuz bir yaşam değil;

onlarla başa çıkabilme yeteneğidir.. "


...
Aslında iyi bildiğim bu cümle; cevaplandıkça çoğalan birçok soru cümlesiyle birlikte, sabaha dönen vakitlerin derin sessizliğinde, düşüncelerimde dolaştı durdu tekrar tekrar :



İçimizden bir türlü yok edemediğimiz "sevmeye yeteneksiz olmak" gibi bir duygunun etkisi, sorunların çözümünde ne kadar gözardı edilebilirdi acaba..?

Ya da ; yaşama karşı "genellikle" hırçın davranışlarımıza, bu yeteneksizliğin ne kadar katkısı vardı..?



Veya ; sorunların bir ucundan tutmaya çalışırken,

aynı zamanda da, kalbimizde ince bir sızı bırakmış küskün hatıraların kırgın karanlıklarında, kendi yolumuzu kendimiz tıkıyor olmamız olasılığı ne kadardı.. ?.

Mutluluk kayıp giderken yüreğimizin yakınlarından, farkına varıp yakalayamıyorduk da,

gerçekleşmesini umutla beklediğimiz hayaller, tutmayı başaramadığımız o zamanlarda mı kalıyordu ki..?

Eğer, zamanı geri alabilme şansımız olabilseydi, yılların içinde gizleyebilirmiydik hataları..?

ve

zihnimde, buna benzer birçok sorular uçuştu, saklanmış gölgelerin izdüşümleri arasında...



Cevapları mı.. ?

Belki oyuncular değişirdi ama, senaryo...
" Bir yoldur uğruna yürüdüğüm..
Ben sana varsam, bir gün sen yoksundur
ya da gelsen sen bana, vakit geçmiştir çoktan.. "

Biz ; en iyisi sorunlarla başa çıkabilme yeteneğimizi unutmadan,

sabrın sıcaklığını demleyelim yüreğimizde ve mutlu olmayı deneyelim..

5 Eylül 2010 Pazar


RABBİM SEN GÖNÜLLERDE BİR NUR,KALPLERİN PASINI GİDEREN BİR CİLA,RUHLARA IŞIK TUTAN BİR AYDINLIK KAYNAĞI VE BAŞTAN BAŞA BİR HAKİKATLER MEŞHERİSİN...!BİN AYDAN HAYIRLI OLAN KADİR GECENİZİ KUTLAR ,TÜM AÇILAN ELLERİN ,YAPILAN DUALARIN KABUL OLMASINI VE TÜM İSLAM ALEMİNE HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLERİM..)

YALNIZ DEĞİLSİN!



Sancı çekmeyi bırak!

Üzülme be dostum!

Bir tek sen mi dertlisin

Kabuklarını bir kırsan

Şöyle bir çevrene baksan



Kimin hayatından yırtıp atacağı sayfaları yok ki

Kim Leyla’ya giden yolları hemen buluyor

Kimin nefsi günahların tavaf yeri değil ki

Kim zaman zaman iltica ettiği ülkeden sınır dışı edilmiyor

Kimin hayatına cemrelerin üçü de tam zamanında düşüyor ki

Kim aşkı acısız ve yarasız yaşıyor

Kimin dudaklarına hüküm giydirilmiyor ki

Kim ıssız bir köşeye çekilip de ağlamıyor

Kimin şu hayatta yasak elmaları yok ki

Kim içinde söylenmemiş sırlarla gitmiyor



Yani anlayacağın hepimiz aynıyız

O halde dert etme dostum

Yalnız değilsin!





MEHMET ORHAN DURDU

29 Ağustos 2010 Pazar

27 Ağustos 2010 Cuma

Cuman mübarek olsun.


Cuman mübarek olsun.
Olsun ki, yürekler atsın Allah Allah diye.
Olsun ki, Aşk-ı Muhammed gönüllere azık olsun.
Olsun ki, paramparça bu ümmet;
Kardeşlik bilinciyle kaynatılmış, tevhid temeli üzerine kurulmuş, çatısı Kuran, ziyneti sünnet olan bir kaleye dönüşşün! ..

Ey Kapıları Açan ALLAH’IM

Bize Kapıların En Hayırlısını Aç

Ey Halden Hale Çeviren RABB’İM

Halimizi En Güzel Hale Çevir

Ey Kalpleri Döndüren ALLAH’IM

Kalplerimizi Dinin Ve Taatin Üzere Sabit Kıl

Müslüman Kardeşlerimize Zaferler Nasip Eyle

Zulmeden Kullarınıda Kaffar isminle Kahreyle…

Şu Mübarek Ayın ve Şu Mübarek Cuma Gününün Hürmetine

Dualarımızı Kabul Eyle ALLAH’IM…

20 Ağustos 2010 Cuma

Günün Duası, Cumanız Mübarek Olsun


Peygamberimizin Dilinden
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Mahlûkatı inşa ve ihya etmeden önce de var olan Evvel,

her şey yok olup gittikten sonra da bakî kalan Âhir,

Kendisini ananı unutmayan,

şükredenin nimetini eksik etmeyen,

dua edeni mahrum bırakmayan,

ümit besleyenin ümidini boşa çıkarmayan Alîm!



Allahım,

Seni

–ki şahit olarak Sen yetersin-

bütün meleklerini,

göklerinin sakinlerini,

Arşının taşıyıcılarını,

gönderdiğin peygamber ve elçilerini,

yarattığın her türlü mahlukatını

şu şehadetime şahit tutuyorum ki:



Sen hak mabud olan Allahsın,



Senden başka ilah yoktur,

birsin,

ortağın yoktur,

sözünde değişiklik ve vaadinden dönmek söz konusu değildir,

Hazreti Muhammed Senin kulun ve Resûlündür,

kendisine yüklediğini kullara iletmiş,

Allah yolunda gereği gibi mücadele etmiş,

insanları hak olan sevapla müjdelemiş

ve doğru olan cezayla korkutmuştur.



Allahım,

hayatta bıraktığın sürece

beni dinin üzerinde sabit kıl,

beni doğru yola ilettikten sonra kalbimi saptırma,

kendi katından bana bir rahmet lutfet,

hiç şüphesiz bağışta bulunan ancak Sensin.

Hazreti Muhammed’e ve Âli Muhammede salât eyle,

beni de onun tabilerinden ve taraftarlarından eyle,

beni onun cemaati arasında haşret,

farz olan Cuma namazlarını gereği gibi eda etmeye

ve o günde vacip kıldığın diğer taatleri yerine getirmeye,

ceza ve mükafat günü olan ahirette

bunları yerine getirenlere nasip ettiğin ihsanları kazanmaya

beni de muvaffak eyle!

Hiç şüphesiz Sen izzet ve hikmet sahibisin!
Amin...

18 Ağustos 2010 Çarşamba

SENSİZLİK..


Sıkıcı bir bekleyiş sensizlik
Derin mi derin, karanlık mı karanlık
bir kuyu..

Ağzı dar çıkışı imkansız gibi..

Sanki hiç gelmeyeceksin gibi..
Gelsende görmeyecekmişsin gibi..

Bekliyorum Ey Yar
Bekliyorum seni...
Gelsen de gülsem
Bir ömür yoluna sersem...

15 Ağustos 2010 Pazar

Benn geldiiiiiiim:))


Özlemişim blog sayfamı blog dostlarımı baya uzun zaman olmuş uğramayalı...
Önçelikle Hayırlı bereketli Ramazanlar olsun hepimize Rabbim kolaylık versin bu sıcaklarda sabrınızı artırsın:)
Ben yokken sayfama gelen yorum bırakan dostlarıma peşinen teşekkür ederim..
neler yaptım bunca zaman Ben izine çıktım sanmayın tatil yaptım yine aynı monoton hayat devam etti
iki günlüğüne eskifocaya gittik bir günde mezarlık ziyaretine hepsi bu
İzmir yanıyor kavruluyoruz dışarı çıkmak ne mümkün nemden yapış yapış nefes alamıyoruz.
Zeynep (torunum)alıyor tüm zamanımızı iyice tatlandı yarım yamalak kelimeler çıkarıyor yürümeye çalışıyor onla gecen zamanlarda unutuyorum herşeyi.
Ve izin bitti işe başladım iş yerim dersane olunca hareketlilik çobuk başladı ünüversite tercihleri derken sonuçların açıklanması tadilat temizlik ve ramazan_ı şerifinde gelmesiyle benim tempolu iş yaşantım başlamış oldu şimdi ifatr yemekleri var sırada burda olmadığım zamanlarda facebook da takıldım blogda bulamadığız kim varsa çoğuda ben dahil farmwillede hasat la uğraşıyo onuda söylemiş olayım
Bloğumu yalnız bırakmadığı ve tekrar tekrar gelip yorum bırakan ra55 arkadaşımada ayrıca teşekkürler inşaallah bundan sonra daha sık görüşürüz iftar yemekleriylede karşınızda olurum beni bu gün apar topar bloğa getiren bir şey daha canım arkadaşım akasyakokusu nurayımın telefonu oldu her ne kadar yüz yüze görüşmemiş olsakda gönülden günüle öyle bir bağ kurulmuş öyle güzel dostluk oluşmuşki blog çatısı altında bir aile olmuşuz sizleri seviyorum teker teker selamlıyorum şimdilik bu kadar görüşürüz en güzele emanet olun sevgiler..

25 Temmuz 2010 Pazar

ÇEKİLİŞ


http://www.kutsalceyiz.com/ arkadaşımızdan duyurudur

bu hediyeleri bir izleyicime hediye etmek istiyorum


Sevgili arkadaşlar,ziyaretçi sayımdan memnun olmama rağmen,
blog sahibi arkadaşlarım tarafından yeterince birbirimizi tanımadığımıza inanıyorum.
tanışmak,kaynaşmak adına böyle bir hediye furyası aklıma geldi,


RAMAZANDA KEYFLE İÇİN

HEDİYEMİZİN ÖZELLİĞİ


PİYASADA BULUNMAZ,
EXPORT OLMASI,Sadece üreticiye veriliyor ve İHRAÇ ediliyor,
İLK SÜRGÜN ÇAY OLMASI,
EYNESİL (GİRESUN) ÇAYIDIR
Diğer çay eken şehirlerimize göre yağış oranı daha düşük olduğundan
HARMAN KALİTESİ daha yüksek sayılmaktadır
KOYU RENKLİ
ORTA SERTLİKTE,Her damak zevkine hitap edecek nefasettedir

KATILIM ŞARTLARI

1-İZLEYİCİM OLUN WWW.KUTSALCEYİZ.COM ADRESİME
2-yarışmayı blogunuzda duyurun,
3-resmi küçük boy olarak yayınlayın,
4-aktif link verin
5-yorumla katıldığınızı bildirin (zaten izleyicim olanlar
(2,3,4,5 no daki şartlarla çekilişe katılabilirler

maksat muhabbet,çam sakızı çoban armağanıdır
ÇEKİLİŞ 08-08 TARİHİNDE OLACAKTIR 07 AĞUSTOSa KADAR HERKESİ BEKLERİM
sevgiler KUTSALCEYİZ

Read more: http://kutsalsofra.blogspot.com/2010/07/bu-cekilise-kacirmayinnnnnnn.

8 Temmuz 2010 Perşembe

KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN


Allahın selamı bereketi üzerinize olsun
Bu güzel gecede yaptığımız hayırlar,dualar ve ibadetler yüce rabbimin ve sevgili peygamberimiz s.a.v. şefatine nail olması dilerim..

6 Temmuz 2010 Salı

CANIMA


Dogumu:7.7.1955 Ölümü:1.1.2008
Rahmetli eşimin doğum günü bugün yaşasaydı ona süpriz pasta yapardım gücümüz yetiğince hediyesinide alırdım onunda gözleri dolar sağolasın gülüm ALLAH öbür senede kutlamak nasip etsin derdi bu onsuz kutladığımız 3. doğum günü biz yine o varmış gibi onu ziyarete mezarına gidecez ona hediyemiz dualarımız ve görmediği torunu ZEYNEP olacak oda görecek biliyorum benim sultanım ,paşam,kuzum bitane diyecek biliyorum o bizimle sayfama gelen dostlarım bir fatihada siz okurmusunuz

CANIMA

Kalabalıklar içinde yalnızım.
Göremiyorum güzelikleri
Boğazım düğüm düğüm
Çözemiyorum
Aydınlatsam şu karanlığı
Elim uzansa yollar yakın olsa yanına gelsem
Gelebilsem mezarına el sürsem
Susmasan konuşsan
Sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü
Bağrıma bassam
Doğum günün bugün
Doğum günün canım
Doğum günün kutlu olsun
Rahat uyu sen
Cennet mekanın olsun
Tüm kalbimle DUALARIMI GÖNDERİYORUM CANIM
SULTANIN
FATMA ÖZÇELİK

1 Temmuz 2010 Perşembe

BAYRAK BABA TÜRBESİ (GELİBOLU)


Gelibolu’da Hamzakoy’a bakan tepenin yamaçlarındaki bu türbe, Çanakkale Boğazı’nı salla geçen Osmanlı komutanı Süleyman Paşa’nın bayraktarı Karacabey’in mezarıdır. Bu nedenle de XIV.yüzyıldan bu yana bu türbeyi ziyaret edenlerin buraya bir bayrak asmaları gelenek haline gelmiştir.

Karacabey ile ilgili ilginç bir söylenti bulunmaktadır: Bir kuşatma sırasında sancağı düşman eline geçmemesi için kılıcı ile parçalayarak yutmuştur. Osmanlılar bu savaşı kazandıktan sonra Onun sancağı yutabileceğine inanmamışlardır. Bunun üzerine Karacabey palası ile karnını yarmış ve yuttuğu sancak ortaya çıkmıştır. Karacabey ölürken de “Vatan sağolsun, benim mezarımdan hiçbir zaman Türk bayrağını eksik etmeyin, sonsuza dek mezarımda dalgalansın” demiştir. O zamandan itibaren Bayraklı Baba olarak anılmaktadır.

Bayraklı Baba türbesinin herhangi bir mimari özelliği bulunmamaktadır.

29 Haziran 2010 Salı

Zeyneb'in kıskançlığı..


Bebeklerin sanıldığından daha zeki ve çevreye duyarlı olduğunu Zeynebin hareketleri ortaya koydu. 9 aylık bebek, insan yüzünde oluşan duygu ve düşünceleri nasılda farkediyor. Gecenlerde düğüne gittik masada bulunan damla bebeği kucagıma aldıktan sonra bizim uslu sessiz zeynebimiz kendini paralıyor annesinin kucagına sığmıyor sanki kıskançlık belirtileri gösteriyor. Zeynep benimi kıskandı dediğimde yok artık daha neler diyenlere işte kanıtı

Zeynep kucaktan kurtuldu Damla bebekle resmini çekmek için masaya oturtmamızı fırsat bilip yavrucagın saçını arkadan çektiğinin farkına bile varamadık bebeği susturmak için annesine idade ettikden sonra bizimkisi sakinleşti zamane bebekleri bunlar vesselam

28 Haziran 2010 Pazartesi

Izmir'de nereleri gezip görmeli?


İZMİR SAAT KULESİ
konak meydanında izmir'in simgesi haline gelmiş olan bir yapıdır.1901 yılında ıı.abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılı için sadrazam küçük said paşa tarafından alman konsolosluk binası'nı yapan mimara yaptırılmıştır.
25 metre yüksekliğindeki kulenin saati alman imparatoru ıı.wilhelm 'in armağanıdır. dört köşesinde çeşmeleri bulunan saat kulesinin yazıtı yoktur.bir zamanlar deniz kıyısındayken şimdi denize çok uzak kalmıştır.izmire gelipte önünde hatıra resmi çektirmeyen yoktur
önünden kuşlara yem atmak çok güzel bir duygudur.
izmir'in en çabuk bulunabilinecek ve en yaygın buluşma mekanlarndan biridir..
izmir' de , sürekli canlı bir ortamda afiyet ve güvenle balığın ve salatanın en güzelinin keyfini çıkartabileceğiniz yer.HİSAR ÖNÜ
kızarmış ekmeklerinizi tabaktaki zeytinyağına bandırın !!!
helvanızı yiyin ve de kömürde kahvenizi sakın unutmayın.

izmir kemeraltı'nda bulunan süper mekanlardan kızlarağasıhanı, 1744 de izmire mal taşıyan tüccarların ihtiyacı için kurulmuştur.günümüzde restore edilerek turistik amaçla kullanılmaktadır.osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.içeriye girince burnunuza dolan kahve, tütsü kokuları başınızı döndürür.gümüşçüler,etnik giysi satıcıları,elişi yastıklar, örtüler turistler kadar izmirlileride çeker bu mekana.hele hanın çıkış kapılarının birinde kurulmuş olan fincanda pişen kahveyi içmeden gitmek olmaz içinde kahvaltı edilir, alışveriş yapılır, incik boncuk alınır.
yazın izmir'in sıcağında biraz serin olması sebebiyle de tercih sebebidir.

izmir kemeraltı'nda bulunan izmir'in ve izmirlilerin gözbebeği.
hisar önü incik boncuk hacı malzemeleri hediyelik eşyalar her aradığınızı bulabileceğiniz süper mekan

Fincanda Pişen Dibek kahvesi
Bu kahvenin özelliği eski Osmanlı usulü pişirilmesi ,özel imalat dibek kahvesinin cezvede değil de direk ateşin üzerinde pişmesi.cezvede kısa sürede kaynadıgı için fincandaki kadar lezzetli olmuyor sizde benim gibi kahve düşkünüyseniz
deneğin derim.
evdede yapmak mümkün özel bir fincan gerektirmiyor bir fincana 3 kaşık kahve bir kaşık şeker atmak kafi Şekerini, kahvesini, suyunu fincana katıp karıştırılması ve direk ateşin üzerine koyulup hafif ateşe bırakılıyor kabarınca sunuma hazır köpüğü son yudumuna kadar bitmiyor ama dikkat edin sapından değilde fincandan tutarsanız yanabilir eliniz kazara yansada kahvenin keyfi acıyı hissettirmiyor

Kemeraltına inipte Kızlarağası hanına uğrayıp kahve içmeden dönmek Mümkün mü? Daha çarşıya girer girmez kaplar içinizi mis gibi kahve kokusu.Meşhurdur oranın fincanda pişen dibek kahvesi güzeller güzeli o kahvenin yanındaki minik lokumları yerken de o kahveyi getiren mekan sahibinin yakınlığı sıcaklığı sohbetide başkadır hala gitmediyseniz.yada İZMİR li değilseniz yolunuz düştüğünde mutlaka gidin kızlaragasına kahvenin tadını unutamıyacaksınız..

kahveler geldii birde baktım yan dükkandaki tabelaya isim tanıdık geldi hani denirya bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.tam 20 sene önceydi bir gece gamzenin hıckırık sesiyle uyandık daha gamze 3 yaşındaydı çocuk çırpınıyor kasılıyor ne yapacagımızı şaşırmış haldeğiz rahmetli eşim kucagında bişeyler yapmaya çalışıyor ama nafile birden kasılmaları durdu ve hareketsiz kucagında et yıgını halinde saldı kendini eşim bir çığlık attı gittii gittii çocuk diye ben şaşkın sese uyanan bir komşumuz koştu ilk hemen arabasını çalıştırdı eşim pijamalarıyla ayakları çıplak halde hastaneye gittik havale geciriyomuş bir hafta kaldı hastanede çok şükür bize geri döndü.işte o gün bizim yardımımıza koşan ve hastanede sabaha kadar bizle bekleyen daha önce hiç tanışmadıgımız komşumuzdu dükkan sahibi ben tam çıkaramadım tabi 20 sene geçti üstünden biz daha sonra o semtten taşınmıştık görüşemedik uzun yıllar kahve getiren garsona dedimki bu abinin ismi ismail'mi evet dedi çocuk neden der gibi meraklıda baktı ben dedim yıllar evvel bizim yardımımıza koşmuştu ama şimdi belkide beni hatırlamaz.çocuk abla bir selam ver istersen dedi ama çekindim biraz çocuk dayanamdı İSMAİLLL abii bak bu ablalar senin eski komşunlarmış adam şaşırdı ben girdim sonra söze dedim abi sen bizi gece yarısı hastaneye yetiştirmiştin dr demişti tam zamanında gelmişiniz diye bak o küçük kız büyüdü birde minik yavrusu var
ismail abi tanıdı bizi çok duygulandı seneler sonrada olsa ona yeniden teşekkür ettik kahvelerimizi içerken eski günlerden söz ettik güzel bir duyguydu kahve içme isteğimiz bizi 20 yıllık anılarımızı tazeledi biraz hüzünle buruk hatırladık o günleri bunuda sizlerle paylaşmak istedim

Zeyneb kahveye saldırdı

ZEYNEBİN KAHVE İÇTİKDEN SONRAKİ HALİ

KABUĞUNU BİLE GÖRMEYE TAHAMMÜLÜM YOK AMA GELİN GÖRÜNKİ GAMZE VAZGECEMİYOR MİDYEDEN

evde bunalan izmirliler için konak meydanı harika bir yer çocuklar doyasıya eğleniyor

bu kız iyice poz vermeye alıştı arkadan giderken zeynepppp dememle bakması bir oluyor


Doyasıya gezdik ama iyide yorulduk kendimizi ilk buldugumuz gölgeye attık ayakkabılar bir yana uçtu çok güzel birgündü zeynebinde hiç şikayeti yoktu

17 Haziran 2010 Perşembe

duy feryadımı


Zaman benim yorgun beynimi düşündürdüğünde
Olmayışın beni çıkmazlara sokuyor
tek başıma
İçime gömdüğüm bu hasret kahreder durur beni
Kalbimin sesini dinlediğimde buğuk bin-bir ses
Sabahladığım karanlık geceler beni çoğu kez korkutuyor
Yalanım yok sana sözüm var, sevgimize
Üşüyorum, ağlıyorum yorgunum uzun gecelerin sabahında
Şuurumu yitirmedim fakat az kalsın sensizliğini bitiyordum
Yürüyüşler tesellisiz, umutlarım kırık gözlerim ağlamaklı
Yüreğim muhtaç sevgine, seninle olmağa ne yalan
Evet yalan sensizlik mutsuz kılıyor bu şahsımı
Zevkler alınmaz oldu yaşantımdan, yaralarım kanıyor
Durdurmak istiyorum sensiz dönen dünyamı
Dağlar duydu feryadımı, karlar eriyor isyanıma
Bir de beni sen anlasan, anlasan da geri dönsen
Dönsen de hayata bir merhaba desem yaşasam
Seni görüp de mutlu olsam
Ölsem de seninle ölsem
dön artık kurban olduğum duy feryadımı...

16 Haziran 2010 Çarşamba

REGAİB KANDİLİ mubarek olsun..


ALLAH'IM SEVDİKLERİMİ VE SANA TÜM İNANLARI SEN KORU..TÜM SIKINTILARIMIZI HAYRA DÖNÜŞTÜR...SEN HERŞEYE GÜCÜ YETENSİN, SEN BİZLERİ, SENİN YOLUNDA DOSTDOĞRU YÜRÜMEYİ NASİP ET..SEN KALPLERİMİZİ NURUNLA AYDINLAT..SEN BİZİ YALNIZ BIRAKMA...BİZİ KİMSEYE MUHTAÇ ETMEE..BOYNUMUZU SENDEN BAŞKASINA EĞDİRME..SEN BİZ ACİZ KULLARINA YARDIM EYLE..TÜM DUALARI KABUL EYLE..GÖNÜLLERDEKİ SIKINTILAR YERİNE SEVGİLER İHSAN EYLE..SEN BİZLERİ AFFEYLE...AMİNNNNN..
Bu mumarek geceyi taşıyabilmeyi kelime itibarıylada rabbimize yaklaşabilmeyi onun engin rahmetinden bereketinden nasiplenebilmeyi rabbim cümlemize nasip etsin tüm islam aleminin REGAİB KANDİLİ mubarek olsun(AMİN)

14 Haziran 2010 Pazartesi

Yalnızlık Ne Zaman Dokunur İnsana…



* Akşam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an...


* Hastalandığınızda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya bırakıp hakkını helal et diyorsanız yalnızlığı iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.


* Arkadaşlarla olmak varken, yalnız başına bilgisayarın başında olduğun an


* İçeriden nefis yemek kokularının gelmediği, hoş geldin oğlum / kızım / sevgilim / arkadaşım şeklinde karşılanmadığın bir eve adim attığında.


* Yolda hiçbir yere yetişme gereği olmadan yürürken, birden yavaş yavaş yağmur baslar. kişi alışkanlık olarak adımlarını hızlandırır. sonra hatırlar ki nasılsa görecek, seni umursayan, sırılsıklam olmuş olmana üzülecek, seni seven biri yok. adımları tekrar yavaşlatır, evine yalnız başına aksam yemeğini yemek üzere en uzun yoldan dönerken.


* Gözlerinizden yaş düşerken kendi mendilinizi kendiniz aldığınız an.


* Etrafınızı deli gibi dağıtmanıza rağmen kimselerin size laf söylemediği, kimselerin o dağınıklarınızı toplamadığı anlar. dağınık olmak hoş ama, bu noktada anlaşılan yalnızlık en az o eşyalar kadar dağıtır, toparlanamaz hale getirir insani.


* Sevdiğin şarkıyı senin kadar sevebilecek hiç kimsenin yanında olmadığı an.


* Diğerlerinden olmadığın, biraz daha farklı olduğun için arkadaşlarının seni terk ettiğini anladığın anlar...


* Evde şaşkın bir vaziyette salya sümük ağlarken uzun uzun kimi arasam diye düşündüğünüz ve isteğiniz gibi bir isim bulamadığınız zamanlar


* İş dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında. hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulean evim, nasıl geçti günün beyav" dediğinizde. evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle la, müzikle, mutfak penceresiyle, yüksek sesle konuştuğunuzda.


* Gece çok geç olmuş sanıp yatarken saatin daha 12 bile olmadığı anlaşılan ve kendi kendine gülerek "tavuk gibi erken mi yatacaksın" denilen an.


* Elektriklerin kesildiği gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar olduğundan minderle ya da kolonya şişesi ile konuşulan anlardır.


* Bir bayram sabahı, ailece yaşayan karşı komşunuzun sizin yalnızlığınıza çare olsun diye istersen gel beraber kahvaltı yapalım çağrısını duyduğunuz an


* Hastayken, nane-limon yapacak, ateşinize bakacak, üzerinizi örtecek ve şefkat gösterecek kimsenin olmadığı anlar.


* Heves edip aldığınız tüm yiyeceklerin en küçük boy olmalarına rağmen bitmeden bayatlayıp atıldığı anlardır. yiyeceği çöpe dökerken başınızı kaldırıp gözlerinizi kısıp, dersiniz: işte bu an o an, anladım..


* Bir elinde sigara , kucağındaki hemstıira bakıp gülümsediğin anlardır. hatta "hemstırda birazdan sigara dumanından rahatsız olup kaçacak" diye düşündüğün anlardır.


* Evde yaptığınız yemeği tek başına yerken, masaya oturduğunda bir kaç saniyelik sessizliğin olduğu an. sonradan televizyonu açmak zorunda kalabilir insan, sırf yalnızlık hissi veren bu sessizliği bozmak için..


* Evinizde müzik dinlerken sevdiğiniz bir şarkinin çıktığı bir anda, gaza gelip bağıra bağıra şarkıyı söylediğiniz ve iğrenç sesiniz yüzünden kimseden fırça yemeyeceğinizi anlayıp kedere boğulduğunuz andır.


* Güzel bir yemek yaparsın tek başına yerken halıya bir parça dökülür eğilip sorarsın "nasıl güzel olmuş mu?" işte yalnızlığını anladığın an o andır.


* Televizyondaki spiker sunumunu bitirip iyi akşamlar dediğinde "sanada" diye karşılık verme ihtiyacı duyduğun an.


* Yılbaşı akşamı eve gelirken sokaklardaki neşeli kalabalığı izlemek sonrasında boş evde yapacak bir şey bulamamak . ..


Gecenin bir zamanı evine gelince

Kilitte duyuyorsan anahtarın sesini

Anla ki yalnızsın...


Elektrik düğmesini çevirince

Çıt diye bir ses duyuyorsan

Anla ki yalnızsın...